osmanlı tarihi

  • 28/6/2005 - islam tarihi
  • Bağlantı

  • 28/6/2005 -
  • Kaynukaogullari ve Medine'den sürülmeleri

    Bağlantı

  • 28/6/2005 -
  • Bağlantı

  • 28/6/2005 -
  • Bağlantı

  • 28/6/2005 - Osmanlı Türklerinde Su Mimarisi *
  •  

    Osmanlı Türklerinde Su Mimarisi *

     

    HAYAT için su kadar hiçbir maddenin lüzum ve ihtiyacı büyük olmamıştır. Canlının yaşamasında olduğu kadar, o­nların topluluğunun gelişme ve tekâmülünde tesiri daima ilk plânda görülmüş, tarihin muhtelif devirlerinde şahsın ve dolayısıyla topluluğun menfaati bir su başını tutabilmeyi, bir su akıntısı kenarında barınmayı en büyük ihtiyaç olarak hissettirmişti. Bu umumî ihtiyaç, muayyen bir nokta etrafında, şahısların birbirine yakınlığını, millî birliklerin doğma ve inkişafını mucip olmuştur. Münbit toprakları, yeşil ve mahsuldar vadileri besleyen nehirlerin kıyılarında, daima ilk kurun medeniyetlerinin parlak yılları geçmiştir.

     

    Suların zamanla, insan topluluklarının artması derecesinde önemi de artmış ve değişmiştir. Kıyılarında gölgeli yeşillikler, geniş ekin tarlaları yetiştiren sular, yalnız ekini yeşerten bir âmil olmakla kalmamış, ayrıca muhtelif kavimlerin birbirleriyle temaslarında, mal alışverişlerinde kısa ve rahat bir yol olmuş ve bu suretle sivilizasyonlarm intişarını, birbiri ü-zerinde müessir olmasını da temin etmiştir. Burada suların milletlerin hayatında oynayabileceği rolleri çeşitlendirmeden kaçınarak suyun yalnız susuzluğu gideren ve dinî ihtiyaçları karşılayan bir madde olarak göz önüne alındığı devirleri hatırlarsak o­nun bir «azîz» gibi takdis edildiğini görürüz. Bir yere su getirmek, bir çeşme kurmak, doğuda ve batıda bir sevap olmuş, bu yolda yapılan tesisler o devirlerin en güzel ve zarif sanat âbidelerini teşkil etmiştir. Şarkta, din suyu daha kıymetlendiriyordu. Bilhassa asırlarca islâm dinini himaye ve intişarında büyük fedakârlık ve hizmetleri görülen Türklerde su tesisleri sanat ve mimarîlerinde çok önemli bir yer almıştır. Selçuk Sultanlarından ve Anadolu Türk Beylerinden günümüze kadar çok azı tamamen harap olmadan kalabilmiş üstü işlemeli o zarif çeşmeler, o güzel hamamlar bunların birer uzak hâtı-rasıdır. Selçuk, İran, Bizans
    Bağlantı

  • 27/6/2005 - osmanlı devletinin yükselme devri
  • OSMANLI DEVLETİNİN YÜKSELME DEVRİ
                                               (1453-1579)


    Yükselme Devri Padişahları:
         Fatih(II.Mehmet), II.Bayezıt, Yavuz Sultan Selim,Kanuni Sultan Süleyman, II.  Selim, III.  Murat

       

    İSTANBUL'UN FETHİ (29 MAYIS 1453):
    İSTANBUL'UN FETHİNİ GEREKTİREN SEBEPLER:
    1)- Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini koruyarak ve kışkırtarak,
    taht kavgalarına neden olması,
    2)- Bizans'ın Osmanlı'ya karşı düzenlenen Haçlı seferlerini teşvik etmesi,
    3)- Osmanlı toprak bütünlüğünü bozan bir konumda olması
    ( Osmanlı topraklarıyla çevrili bir ada görünümündeydi. Osmanlı'nın
    Anadolu'dan Rumeli'ye, Rumeli'den Anadolu'ya geçişi zordu)
    4)- İstanbul'un boğaza hakim bir konumda olması ve bu yüzden
    Karadeniz Akdeniz su yolunun anahtarı konumunda olması.

       FATİH'İN FETHİ KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN ALDIĞI TEDBİRLER:
         1)- Bizans'a denizden gelebilecek yardımı önlemek amacıyla Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli
             hisarını yaptırdı.
         2)- Bizans'a Balkanlardan gelebilecek muhtemel Haçlı yardımını önlemek için sınır boylarına akıncı
             birlikleri gönderdi.
           3)- Surlara karşılık, Şahi adı verilen büyük toplar döktürdü.
           4)- Haliçteki zincire karşılık gemileri karadan yürüterek Haliç'e soktu.
    
         İSTANBUL'UN FETHİNİ KOLAYLAŞTIRAN NEDENLER:
           1)- Bizans ordu ve donanmasının zayıf oluşu,
           2)- Kuşatma sırasında Avrupa'dan yardım alamaması.
    
    NOT: Bizans kuşatma sırasında sadece Venedik ve   Cenevizlilerden yardım alabilmiştir.
    
           NOT: Cenevizliler kuşatma sırasında ticari  kaygılarından dolayı hem Osmanlılara, hem de
                Bizans'a yardım etmişlerdir.
    
        İSTANBULUN FETHİNİN DÜNYA TARİHİ BAKIMINDAN SONUÇLARI:
          1)- Venedik ve Ceneviz ticareti olumsuz yönde etkilenmiştir.
          2)- Bin yıllık Bizans imparatorluğu tarihe karışmıştır.
          3)- Ortaçağ kapanmış, Yeniçağ başlamıştır.
          4)- İstanbul'dan kaçan Bizans'lı bilim adamları Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerinin
              başlamasında etkili olmuşlardır.
          5)- Feodalite(derebeylik) sistemi çözülmeye başlamıştır.
        İSTANBUL'UN FETHİNİN TÜRK TARİHİ BAKIMINDAN SONUÇLARI:
          1)- Osmanlı Devleti Yükselme dönemine girmiştir.
          2)- Başkent Edirne'den İstanbul'a taşınmıştır.
          3)- Osmanlı toprak bütünlüğü sağlanmıştır. Osmanlı'nın Anadolu-Rumeli geçişi kolaylaşmıştır.
          4)- Osmanlı toprakları arasında sürekli sorun çıkaran bir fitne yuvası ortadan kaldırılmıştır.
          5)- Karadeniz-Akdeniz deniz ticaret yolunun denetimi Osmanlılar'a geçmiştir.
          6)- Osmanlı Devleti İslam dünyasında haklı bir şöhret ve itibara kavuşmuştur
    Bağlantı

  • 20/6/2005 - osmanlı devirleri 1
  •  

    OSMANLI 

      TARİHİ

    1.    Muhtasar Osmanli devleti tarihi

    2.    Osmanli tarihi kronojolosi

    3.    Osmanli beyligi ve Osmanli devletinin kurulusu

    o        Osman Gazi ve Beylik

    o        Orhan Gazi dönemi

    o        I. Murad dönemi

    o        Yildirim Beyazid dönemi

    4.    Fetret devri

    o        Fetret devri

    o        Sehzadelerin hakimiyet mücadelesi

    o        Süleyman Çelebi dönemi ve sehzadeler

    Bağlantı

  • 20/6/2005 - osmanlı devirleri 2
  • 1.    Yükselme devri

    o        Sultan II. Murad dönemi

    o        Fatih Sultan Mehmed dönemi

    o        Sultan II. Beyazid dönemi

    o        Yavuz Sultan Selim dönemi

    o        Kanuni Sultan Süleyman dönemi

    o        Selimiye Camisinin tarihçesi

    o        Osmanlilarin 16. yy.'da Islam devletlerine atesli silah yardimi

    2.    Duraklama devri

    o        Genç Osman'in yapmak istedikleri

    o        Duraklama dönemi ve son basarilar

    o        Lale devri

     

    Bağlantı

  • 20/6/2005 - osmanlı devirleri 3
  • 7. Gerileme devri ve son
    Bağlantı

  • 20/6/2005 - osmanlı donanması
  • cami6.jpg (3041 Byte)

    OSMANLI DONANMASI

    Osmanli denizciliginin temelinde, Anadolu Selçuklu Devleti, Aydinogullari ve Karesi Beyligi gibi komsu devlet ve beyliklerin teknik ve tesirleri bulunmaktadir. Gerçekten, Osmanli Beyligi gelisip denizlere ulastigi ve kiyi sahibi oldugu zaman, komsu Türk beyliklerinin gemilerinden istifade etmisti. Nitekim Rumeli'ye de bu beyliklerin gemileri ile geçmisti. Bununla beraber Osmanlilarin ilk zamanlarda küçük de olsa Karamürsel, Edincik ve Izmit'te tersane kurduklari bilinmektedir. Gelibolu'nun fethinden sonra burada bir tersane kurularak denizcilik yolunda ilk önemli adim atilmis oluyordu. Bundan baska Saruhan, Aydin ve Mentese beylikleri gibi denizde kiyisi olan beylikler, Osmanli Devleti'nin idaresine girince, onlarin tersanelerinden de istifade edilmisti. Böylece daha ilk dönemlerden itibaren tarih sahnesinde önemli rol alip hizmet yapacak olan muazzam bir devletin donanmasinin temelleri atilmis oluyordu. Gibbons'un ifadesine göre, Osmanlilardan önce Ege sahillerine yerlesmis bulunan Türklerden de Latinler gibi Akdeniz'de korsanlik yâpanlar vardi. Bunlar, Venedik ve Cenevizlilerin ticareti ile Yunanistan ve adalarda kalmis olan Latin prenslerinin hakimiyetleri için tehlike teskil etmeye baslamisti. Bu korsanlar daha sonra Osmanli donanmasinin hizmetine alinmislardi. Osmanli donanmasi, özellikle Yildirim Bâyezid zamaninda büyük bir gelisme göstermisti. Bu arada Sakiz ve Egriboz adalari ile Yunanistan'in dogusuna akinlarda bulunulmustu. Bu yüzden Venedikliler, Ceneviz gemileri ile birleserek Çanakkale Bogazindan içeri girmislerdi. Fakat Saruca Pasa komutasindaki on sekiz parçadan meydana gelmis olan Osmanli donanmasina yenilmislerdi. Buna karsilik Rodos sövalyeleri ve yeni gemilerle takviye edilen Venedikliler, Osmanli donanmasini maglup ettikleri gibi onu yakmislardi.

    Osmanli donanmasinin ikinci ciddi çatismasi Çelebi Sultan Mehmed zamaninda meydana gelmisti. Çali Bey komutasindaki Osmanli donanmasi, Ege'de Naksos dükaligina ait adalari vurduktan sonra 1415'te Venediklilerle savasti. Bu savasta Çali Bey sehid olmus, donanma da yok olurcasina zayiat verip maglub olmustu. Bu maglubiyetler, Osmanli denizciliginin gelismesini yavaslatmissa da, devletin büyüyüp gelismesinde, donanmaya olan ihtiyaci açikça ortaya koymustur. Bu anlayis, iyi bir donanmaya sahib olmak için gerekli çalismalarin hizlandirilmasina sebep olmustur. Nitekim Sultan II. Murad döneminde donanma, Karadeniz'de Trabzon Rum Imparatorlugu'nu tehdid edecek bir güce ulasmisti. Ayni donanma, Fâtih Sultan Mehmed zamaninda ve Istanbul'un fethi sirasinda Baltaoglu Süleyman Bey komutasinda önemli roller oynamisti. Bununla beraber henüz Venedik donanmasiyla boy ölçüsecek bir güce ulasamamisti. Bu sebeple Istanbul'un fethini müteakip, donanmanin daha da gelismesi için çalismalar yapildigi ve hatta Fâtih'in Trabzon seferi sirasinda Osmanli ordusuna denizden büyük destek sagladigi görülmektedir.

    Osmanli harp gemileri, Gelibolu ile Istanbul tersanelerinden baska Karadeniz, Marmara ve Akdeniz sahillerindeki birçok iskele ve mevkide yapilirdi. Donanmaya olan ihtiyaç sebebiyle bu hariç tersanelerde yapilacak gemilerin sayi ve çesitleri, hükümet tarafindan o mahallin kadilarina bildirildigi gibi bunlarin insa müddeti de tayin edilirdi. Bunlarin insasi için icab eden malzeme ile mühendis ve ustalar, ya mahallinden tayin olunur veya gönderilirdi. Onyedinci asrin ortalarina kadar her sene kirk tane kadirga yapilmasi kanundu. Daha sonraki tarihlerde bu kanun terk edilerek yavas yavas kalyon tipi gemilerin insasi ehemmiyet kazanmisti.

    Osmanlilarin, kurulustan itibaren XVI. asir sonlarina kadar kullandiklari gemilerin esasini çekdiri sinifindan gemiler teskil etmekteydi. Kürekle hareket eden gemiler, genellikle çekdiri sinifindandi. Bununla beraber yelkenli gemiler de vardi. Buna göre Osmanli donanmasinda biri kürekli ve yelkenli, digeri de sadece yelkenli olmak üzere iki çesit gemi bulunuyordu. Çekdirilerin en küçük gemisine Karamürsel, en büyügüne de Bastarde denirdi. Bastarde, kaptanin bindigi otuz alti oturakli en büyük savas gemisi idi ki, her oturaginda bes ila yedi kürekçi bulunurdu. Gemi mevcudu kürekçi, savasçi, topçu vs. ile birlikte sekiz yüz kadardi. Bunlardan baska gerek ince donanmada, gerekse büyük donanmada kullanilan gemilerden bazilari sunlardir: Uçurma, Varna bes çifteleri, Aktarma, Çete kayigi, Celiye, Kütük, Kancabas, Sayka, Sahtur, Çekelve, Kirlangiç, Firkate, Mavna, Kadirga. Yelkenlerle hareket eden gemilere gelince bunlar da iki ve üç direkli olarak iki kisimdi. Salope, Brik ve Uskuna iki direkli; Kalyon, Firkateyn ve Korvet üç direkli idiler.

    Bağlantı

    Hakkımda

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Arkadaşlarım

  • atakanabay
  • aliaydin
  • Sayfa: 1 - Toplam: 4
    | Sonraki Sayfa